Uzak Doğu Sanatı - QIN Hanedanlığı

Uzak Doğu Sanatı - QIN Hanedanlığı

STATÜ VE DEKOR / CHOU~ZHOU HANEDANLIĞI M.Ö. 1066/221

Shang Hanedanlığı çökünce bugünkü Sian’a yakın Fen Irmağı üzerindeki başkentlerin göçer bir toplum ele geçirdi. Kendilerine Chou diyen bu topluluğun adına Anyang fal kemikleri üzerinde (M.Ö. 1400-1200) rastlanır. Anyang’da ki eski Shang kontrol merkezini 3 Chou prensliği idare ediyordu.

Chou hanedanlığı feodal bir idareydi. Bu idare altında, birbirlerine kan bağı ile bağlı prenslikler halinde merkezi bir otoriteye bağlı çok sayıda idare oluştu. Merkezi otorite seremonial ve emperial gücü temsil ediyordu.

Eski sanatlar devam etti; yeni gelişmeler meydana geldi.

  • Toplumdaki akraba statüsü büyük bir öneme kavuştu.
  • Bronzlar ve diğer el sanatı ürünleri, Shang döneminde kaybolmaya yüz tutan hiyerarşik karakterini tekrar kazanarak; onur ve rütbe sembolü haline geldi.
  • Bronzlar üzerinde, stilistik olarak Shang döneminden beri kullanılan dekorasyona devam edildi.
  • Dikkat çekici bir fark olarak, dekora kuş figürleri katıldı. Kap formları çeşitlendi.

Shang dönemindeki modellerden kopya edilmiş motiflerin kullanıldığı bronz kapların üretim kalitesi yüksektir. Dekorasyon daha La-dini’dir(secular); T’ao-T’ieh gibi masklar bile değişikliğe uğramıştır.

Yeni sitilin karakteristik özelliği “abartı”dır. Kapların üzerinde ki kulplar (kulpların tutturulduğu menteşeler) adeta kusurlu gibi abartılı şekillere sokulmuşlardır.

  • Dönemin bronz karakteristiklerinden biri de, kapların içyüzlerine hayli uzun olarak döküm(üretim)kitabelerinin yapılmasıdır. Bu kitabeler, Shang örneklerinden farklı olarak daha modern yazılar ile yazılmışlardır.

Bu yazılar tarihi araştırmalar için büyük önem arz eder. Bu bağlamda, geç batı Chou ve erken bahar ve güz döneminde (M.Ö 8-6. yy) başkentin Ch’angan’dan Loyang’a taşınması sırasında, bronzlardaki artistik düşüşü, bu yazıtlara bakarak anlamak mümkün olabilmiştir.

Buna karşılık, Chou Hanedanlığının son yarısı (çeyreği/ M.Ö. 771-450) sırasında dikkate değer bir artistik Rönesans yaşanmıştır.

Bütün el sanatları ürünleri yerel sitillerde büyük bir gelişme gözlenir.

  • Chou sanat dili ve desenlerinin yüksek kalitesine karşılık, bu dönemde dışavurumcu sanatın eksikliği görülür.

Chou Çin’in geniş bir alanına yayılmıştı; bu alan Orta Asya ve Moğol çölleri üzerindeki sınırları içeren batı ve kuzey bölgeleri kapsıyordu. Fakat güneyde eski Sarı nehir kültüründen tamamen bağımsız olarak gelişen bir kültür vardı. Ch’u adlı bu devlet, sonraki Çin sanatını etkileyecektir.

  • Ch’u sanatı parlak lake boyamalı ahşap oymalarıyla bilinir; ilginç ve egzotik sembolik kuşlar, yılanlar, uzun tuhaf dilli geyikler süslemenin baş elemanlarıdır.

Ch’u toplumu mimaride, özellikle saray mimarisinde çok gelişmişti.

Geç dönem Chou bronzlarında lake ahşap işçiliğinin etkileri görülür dekorasyonda kıvrımlı ve volütlü soyut motifler öne çıkar; özellikle kemer tokalarında altın ve gümüş kakmalar popüler hale gelir.

Geç dönem Chou devletlerinin dekoratif sanatlarında yeşim ve yarı-değerli sert taşlar da sıklıkla kullanılmıştır. Yeşim taşı gibi Çin’de bulunmayan değerli taşlar için, bu dönem de esas kaynak Orta Asya olmuştur. Kahverengimsi lekeleri olan beyaz yeşim taşı, M.Ö. 5-4 yüzyıllarda çok revaçtaydı. Özellikle cenazelerde mezar eşyası olarak kullanılmıştır.

Chou toplumu, kent kurmayı bilen inşaatçılardır; fakat onlardan geriye surlar kalmıştır. Bu çağda binaların oturum alanı dünyayı simgeliyordu. Çin mimarisi ana elemanları ahşap kirişler ve sütunlar olan bir gelenekti. Sütunlar ve üzerindeki kirişler çatıyı taşımaktadır. Bu çatı, başlangıçta basitti. Fakat seramik çatı örtüsü malzemesi geliştikçe çatı da daha kompleks bir mimari eleman haline geldi.

Chou Çin’i kuzeyli göçebe komşularıyla ilişki kurdukça kuzeyin bronz dekoratif sanatlarının etkisi M.Ö 5-3 yy da artmıştır. Bu bir “ödünç alma ” değil, düpedüz bir sitilin adapte edilmesidir. Kuzeyde, Ordos bölgesi göçleriyle kurulan ilişki hayvan stilinin kuzey Çin’de yaygınlaşmasını sağladı.

Kabartma motif ya da plakalar üzerindeki hayvan mücadele sahneleri, geç Chou dönemi için tipiktir.

QIN HANEDANLIĞI: CHINA BİR MİLLET HALİNE GELİYOR!

Qin hanedanlığı, Qin Shi Huang Di (ilk imparator) tarafından imparatorluğun birleştirilmesiyle başlamıştır. M.Ö. 221-M.Ö.206. Bu bir köylü devrimidir.

Kısa bir süreyi içermesine karşılık, Qin hanedanlığı, büyük bir birleşik Çin imparatorluğunu kurmuş; feodal bir sistemi ortadan kaldırıp merkezi idareyi tesis edebilmiştir.

  • İmparatorluk 36 eyalete ayrılmış; her biri 3 resmi görevli (bir sivil idareci, bir askeri idareci ve bir danışman) tarafından idare edilmiştir.
  • Ölçü birimleri standart hale getirilmiş; hatta yazı da standartta kavuşturulmuştur. M.Ö. 3. Yy da yazı karakterinin kullanımı konusunda resmi bir katalog bile çıkartılmıştır. Bütün resmi yazışmalarda xiao zhuan denilen “küçük-kurşun-yazı” karakteri kullanılmaya başlanmıştır.
  • Anayolları içeren ve atların değiştirilmesiyle oluşan posta teşkilatı ciddi olarak elden geçirilerek yeniden inşa edilmiştir.
  • Kuzeyli göçlere karşı savunma sağlamlaştırılmış ve saraylar sıra dışı ölçülere kavuşturulmuştur.
  • İmparator ülkede pek çok seyahat yapmıştır. Ziyaretleri anısına geldiği yerlere taş kitabeler yaptırmıştır.
  • Kitapları ve kendisinden önceki bütün yazılı belgeleri tarıma ilişkin resmi ve teknik bilgileri, kutsal ritüelleri, kehanet kemiklerinin sırrını içeren yazıları yaktırmıştır. Bilim adamları da yakılanlar arasındadır. Fakat bütün bunlar söylenti de olabilir.

Qin hanedanlığı zamanında kozmik yapı ve dünyanın yaratılışına ilişkin anlayışlar da geliştirilmiştir.

Filozof Zou Yan bilimsel ve sosyal bir fenomen olarak beş element formülünü ortaya atarak dünyanın yaradılışına ilişkin bir doktrin geliştirdi. Yin ve Yang da!

İlk imparator da bunlara inanıyordu. Devletin rengi siyahtı; ana sayı ise 6 idi. Yılın başı kıştı; bu su elementinin mevsimiydi. Gezegen Merkür ve yön kuzeydeydi.

Bu sistemin içinde hayvanlar da yer alıyordu. Dört ana yön hayvanlarla sembolize ediliyordu. Mavi-yeşil ejder doğu da oturuyordu; kızıl kuş (phoenix) güneyde, beyaz kaplan batı ve siyah kaplumbağa da kuzeyde idi. (Han hanedanlığı zamanında bunlar bağımsız bir ikonografi kazanacaklardır.)

Sanat ve artistik politika olarak iki imparator anıtsallığın taraftarıydı. Saray tarihçisi Sima Qian, onun, bronz figürlü kapları ölümsüzlüğünün bir yolu olarak imparatorluğun her yanına dağıttığını söyler. Tarihçi M.Ö. 145-86 Sima Qian, ilk imparatorun ölümünden sonra yaklaşık 100 yıl boyunca yazılan tarihsel kayıtları toplamış; Qin’i izleyen orta krallık ve Sarı İmparator’dan Han Hanedanlığının kraliçesi Wu Pi’ya kadar bir kronolojik döküm yapmıştır.

Sima Qian’a teşekkür borçluyuz; çünkü bu sayede 1974 yılında keşfedilen mezarın Qin Shi Huang Di’ya ait olduğu anlaşıldı. İlk keşif sırasında 7000 terrakkota figür ortaya çıktı.

Figürler, earthenware idi. Gövdeleri ~7,5 cm incelikteydi. Masif bacakları üzerinde duruyorlardı. Terakota kalıntılarının üzerindeki orijinal boyaların çoğu dökülmüş; geriye sadece kırmızımsı kahverengi bir renk kalabilmiştir. Simetri yoktur. Yüzler bütün bölgesel farklılıkları yansıtır. Figürler in çoğu çamurdan yapılmıştır; kişisel özellikler sonradan elle yapılmıştır. Farklı yüz tiplerinin elle düzeltilmiş olması, portrelerin ciddiye alındığını gösteriyor.

Öyle anlaşılıyor ki ordu, çarpıcı bir renkte idi. Bazı görevliler (üst rütbelilerin), askeri kıyafetleri arasında yeşil renkli elbiseler giydiği anlaşılıyor. Bazılarının yüzlerinde de boya kalıntıları var. Atlarda da aynı durum söz konusudur.

Eğer bir fikir ileri sürülecekse bu söz konusu ordunun tıpkı hayatta olduğu gibi, öldükten sonra da imparatoru korumak amacıyla yapıldığı düşünülmelidir.

Diğer bir hipotez de bu doğulu imparatorun ölümsüzlüğü araması akla geliyor. Savaşçıların dönük olarak durmaları ki; bu onların cennet anlayışına bizi götürebilir.

Sima Qian imparatorun mezarı ve Çin Seddi’nin inşaatlarında 700,000işçinin çalıştığını söyler.

Mezar 76m den daha fazla bir yükseklikte tümülüs, 350×345 m2. Çevrede 300-400 kadar at iskeleti bulunurdu. Ayrıca bazı hayvanların kurban edildiği de anlaşıldı.

Qin hanedanlığı zamanında en karakteristik motif “bulut” idi. Sonları volütlü bu bulutlara pek çok yerde rastlanır. Diğer dekoratif motifler ejderler ve phoenix’lerdir.

Kapıların iç yüzlerinde soyut desenler vardır. Fakat bina dış yüzlerinde bu dönemde çok farklı bir problem yaşandı. Bu Çin Seddi’nin inşaatıdır.

İlk imparatorun en dikkate değer önlemi bu duvardı. 2200 km uzunluğundaki bu savunma hattı 8 askerin dolaşabileceği bir genişlikteydi. Bu duvar, imparatorluğu dış dünyaya karşı koruyordu. Onunla kıyaslanabilecek tek şey daha önce Bhender tarafından yaptırılan Bactria’daki duvardı.

Buna rağmen Çin imparatorluğuna saldırıldı. Han Hanedanlığı imparatoru, 400 yıl boyunca gerçek bir birleşik imparatorluk yarattılar.